21 Mayıs 2012 Pazartesi 19:55  Kaymakamlık, Emniyet, Tapu, Nüfus Artık Alemdağ’da 00:00  Silahlı Kavga: 1 Ölü 1 Yaralı 23:22  Üç Öğretmen Trafik Kazasında Öldü 23:20  Kastamonu da Kene Yine Can Aldı 23:18  Karadeniz de Büyük Tehlike 16:55  Kadıköy de Patlama 16:44  Evde Yakınına Bakana Emeklilik Müjdesi 21:47  6 Asker Adayı Göz Göre Göre Öldü 21:42  Türk Doktorlardan Bir Başarı Daha 18:26  Hangi Meyve Suyunu Neye Karşı Tüketmeli? 18:22  
 Çok Okunanlar
 Üç Öğretmen Trafik Kazasında Öldü
 Çok Yorumlananlar
 





  FRANSA NIN CEZAYİR DEKİ KATLİAMI HALA DEVAM EDİYOR
Parlamentosunda bugün sözde Ermeni Soykırımını inkar edenlerin para ve hapis cezası almasını öngören yasaya oylayacak olan Fransa nın, Cezayir de işlediği soykırım ve katliam suçu bugün dahi devam ediyor...

Cezayirli düşünürlere göre sömürge yönetimi boyunca nüfusu 9 milyondan 1,5 milyona düşen Cezayir de sayısız katliama imza atan Fransa nın, toprak altına döşenen mayınlar, elektrikli teller ve özellikle de burada yaptığı nükleer denemeler bugün hala kayıplara sebep oluyor. Cezayirli ünlü gazetecilerden Cezayir Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Abdunnur Buhemhem de Cezayir halkının, sömürge yıllarından kalan çile ve ıstıraplarının bugün hâlâ devam ettiğini belirtiyor.



Fransa nın Cezayir de işlediği katliamlara ilişkin Cihan Haber Ajansı na önemli açıklamalarda bulunan Buhemhem, Fransa nın 1960 lı yıllarda nükleer silah elde etmesinin ardından Cezayir topraklarında gerçekleştirdiği nükleer denemeler sonucunda meydana gelen ölüm, hastalık ve fiziksel dezenformasyonlara maruz kalan Cezayirlilerin sayısının 100 bini geçtiğini hatırlatıyor.



Fransız askerlerinin Cezayirli direnişçilere dış yardımı ve silah tedarikini engellemek amacıyla, ülkenin batısından başlayıp Tunus sınırına kadar olan bin 500 kilometre boyunca elektrik kabloları döşediğini belirten ünlü gazetesi, ayrıca sınıra yakın birçok bölgede mayınlar gömüldüğünü aktarıyor. Abdunnur Buhemhem, "Fransa, bu bölgeleri mayınlardan temizlemediği, daha da önemlisi, mayınların yerlerini gösteren haritaları Cezayirli yetkililere vermeyi reddettiği için bugün hâlâ birçok vatan evladı bunlara kurban gitmektedir" diye konuşuyor.



Fransız sömürgesinin kültürel boyutuna da değinen Abdunnur Buhemhem, "Fransızlar, ülkemizin Osmanlı dönemi ve öncesine ait bütün belge ve arşivleri alıp ülkelerine götürdükleri gibi Cezayir de Arapça okuma ve yazmayı yasaklamışlardı. Öyle ki sömürge yıllarında Arapça okuma-yazma oranı yüzde 90 lara kadar gerilemişti." diye vurguluyor.



Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy nin 2006 yılında Cezayir i ziyareti esnasında sarf ettiği "Cezayir deki Fransız sömürge sistemi bir hata olduğu gibi Cumhuriyetimizin üzerine kurulduğu üç prensibe de aykırıydı; hürriyet, adalet ve kardeşlik." sözlerini anımsatan Cezayirli gazeteci, buna rağmen Fransa nın, 1830 den 1962 ye kadar süren sömürge yılları arasında işledikleri "soykırımı" hâlâ resmî olarak kabullenmediği, bunun için özür dilemediği ve olaylarda zarar gören ailelere tazminat ödemeği reddettiğini hatırlatıyor. Abdunnur Buhemhem, halk ve hükümet olarak, Cezayir in Fransa dan bunu istemesinin en doğal hakkı ve Fransa nın da bu talepleri karşılamasının bir insanlık, uygarlık, demokrasi ve insanlık borcu olduğunun altını çiziyor.



Fransa da bugün oylanacak olan Ermeni tasarısını da değerlendiren Cezayirli gazeteci, Fransa nın ilkesel ve insanî kaygılar nedeniyle konuya yaklaşmadığını, politik ve pragmatik davrandığını düşünüyor. Ünlü gazeteci, "Fransa, tâ başından beri Türkiye nin AB ye üye olmasına karşın, ayrıca Ortadoğu da her gün giderek artan Türk rolünden de rahatsız. Her şeyden önemlisi, Fransa kendi eski sömürge bölgelerinde, yani Afrika da, Türkiye nin ekonomik varlığından son derece rahatsız" yorumunu yapıyor.



Fransa ve Batılı devletlerin, bugüne kadar "demokrasi ve insan hakları" gibi kartları kullanarak Türkiye politikalarına karşı rahatsızlığını dile getirdiğini ve bunları baskı aracı olarak kullandığını vurgulayan Abdunnur Buhemhem, "Ancak, AK Parti yönetiminde, son 10 yıl içerisinde, demokrasi, sivil siyaset ve insan hakları alanında çok büyük mesafeler alan Türkiye, Fransa nın ve Batılı devletlerin kartlarını elinden aldı. Klasik kartlarını kaybedenler, şimdi baskı yapmak için alternatif kartlar arıyorlar, bunlardan biri de ermeni dosyası" diye kaydediyor.



FRANSA NIN CEZAYİR DEKİ İNSANLIK SUÇU

1954-1962 yılları arasında Cezayir Savaşı´nda soykırıma uğrayan yaklaşık 1,5 milyon Cezayir´li, Avrupa´nın uzun sömürgeci ve emperyalist geçmişinin son kurbanlarından. Ermeni iddialarının en ateşli savunucularından Fransa´nın asıl kendi kanlı tarihiyle yüzleşmesi gerekiyor.



Avrupa´da en kalabalık Ermeni kitlesine sahip olan Fransa, sözde Ermeni soykırımın tanıyan ve parlamentosunda aldığı karar ile yıllar önce politize eden ilk devlet. Cezayir Savaşı, Avrupa tarihinin en az incelenen olaylarından bir tanesi olma özelliğini taşımakta. Yine bu dönem, yani 1950´li ve 1960´lı yıllar, uluslararası ilişkiler açısından 20. yüzyılın en önemli dönemlerinden biridir. Zira bu tarihte bir çok devlet, 19. yüzyıl Avrupa emperyalizminden bağımsızlıklarına kavuşmuş, haritalar değişmiştir. Buna paralel olarak yine bu dönem, dünya tarihinde değişik milletlerin en fazla bağımsızlık mücadelesi verdiği ve hürriyete kavuştuğu yıllardır. Osmanlı hakimiyetinden fiilen çıktığı 1830 yılından 1962´ye kadar Fransız sömürgesi olan Cezayir, 132 yıllık boyundurluk dönemi içerisinde değişik zamanlarda kesintili olarak bir çok bağımsızlık mücadelesi verdi. Bu istiklal mücadelelerinin en kanlısı ve sonuncusu ise 1954-1962 yılları arası devam eden ve resmi kaynaklara göre en az 1 milyon, Cezayir kaynaklarına göre ise en az 1,5 milyon Cezayirli ölmüştür.



Fransızların siyaseti



Fransızlar henüz Cezayir´e geldikleri yıllardan itibaren bölge halkına daima kültür ve medeniyetten yoksun bir kabileler topluluğu gözüyle bakmış ve bu insanlara daha en başından Fransız kültürünü ve Hrıstiyanlığı yayma misyonunu kendinde görmüştür. Bu yaklaşım ile de ilk olarak, yöredeki yüzyıllardır var olan müslüman ve Osmanlı kültür mirasının unutturulması ve yok edilmesini hedeflemişlerdir. Sömprgeciler Fransız dil, kültür ve düşünce tarzının kabul ettirilmesiyle bu asimilasyondan doğacak strüktürel ve kültürel boşluğu kendilerinin doldurabileceğini düşünüyorlardı. Fransız felsefeci ve sosyologlarının varsayımları hep bu doğrultuda olmuş, geliştirilen sömürge projesi (colonisation project) çerçevesinde Fransız Cezayir´i yaratılması hedeflenmiştir. Bu doktrin sayesinde kısa zaman içinde benimsenen kültürel asimilasyon ve beyin yıkama proğramları, ana hatlarıyla insanlara Fransızca konuşma ve Fransız gibi düşünmeyi öğretmeyi öngörmekteydi. Sadece Fransızlara öz bu asimilasyon doktrini, Fransızlarca tüm sömürgelerde uygulanmış, tam egemenlik kurma ve sömürge yaratma ideolojisinden kaynaklanıyordu (2). Daha da ileri giderek Fransa, Cezayir´i uzun vadede sadece bir sömürge olarak değil, Fransa´nın ana cumhuriyete direk bağlı bir eyaleti haline getirmeyi hedeflediği görülmektedir. Nitekim Fransa, 1870-1871 Fransız-Alman savaşından sonra 750.000 Fransız´i Cezayir´e yerleştirmiş, böylece bu bölgenin nüfus açısından da Fransızlaşmasını hedeflemiştir.



Ilk bağımsızlık mücadeleleri



20. yüzyılın başında çöken Osmanlı Devleti´ni paylaşan devletlere karşı verilen İstiklal Harbi, dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi burada da kendini esir ve boyunduruk altında hisseden milletlere esin ve moral kaynağı olmuştur. Böylece 1920´lerin sonundan itibaren özellikle Tunus, Cezayir ve Mısır´da ayaklanmalar yaşanmış, bunların hepsi de Türklerin başarıyla verdiği kurtuluş mücadelesini örnek almışlardır. Özellikle kendilerine tarihi ve kültürel yönden yakın gören Tunuslular ve Cezayirliler, örneğin Fransızlara karşı verdikleri mücadelelerinde Mustafa Kemal´in kalpaklı resmini gizli sığınaklarına asmışlardır.



Modern anlamdaki ulusalcılık hareketi Cezayir´de ilk olarak 1931 yılında, ulusalcı düşünceye ilk damgasını vuran Íeyh Abdullah Ben Badis ile başlamıştır. 1949´dan sonra ise Cezayir´in Fransa´dan bağımsızlığını örgütlemenin başını Cezayir Kurtuluş Cephesi FLN adı altında toplanan ve daha sonra ülkenin siyasi yöneticilerini oluşturacak isimlerden oluşmaktaydı. Bu ulusalcı liderler sadece siyasi çıkışların yeterli olmayacağını açıklayarak Cezayir´in bağımsızlığını asla kabul etmeyeceğini açıklayan Fransa hükümetine karşı silahlı mücadeleye de geçeceklerini ilan ettiler.



Fransa asker gönderiyor



1954 yılında FLN´in önderliğinde yürütülen bağımsızlık mücadelesinin başlamasıyla birlikte Fransızlar, bölgeye 50.000 asker gönderdiysiler de, bunu yetersiz olacağının anlaşılması ile bu sayı 500.000 askere çıkarıldı. Fransızların savaş boyunca başvurdukları en yaygın yöntem ise sistematik işkence olmuştur ve bu şekilde onbinlerce Cezayirli işkencelere tabi tutulmuştur. Bunların bir çoğu bu işkenceler yoluyla öldürülmüş, bir çoğu da sakat kalmıştır. Öldürülenler arasında FLN´in önde gelen isimlerinden olan Ben M´hidi de vardı. 1957 yılında Fransızların 10. Para şüt tümenine kumanda eden general Massu ve general Aussa-Resses, Fransız Gazetesi Le Monde´averdikleri mülakatta, 1957´de kayıp diye nitelenen 3.000 sivilin esasında idam edildiklerini anlatmış, işkence ve bu tip öldürme olaylarının Fransa´nın savaşta politikasının bir parçası olduğunu söylemişlerdir. Cezayir ulusalcılarına karşı savaşta, bugün Ulusal Cephe Partisi lideri ve o zamanın gizli servis subaylarından olan Le Pen de bizzat yer almıştır. Konuyu derinlemesine araştıran Alistair Horne, Fransızların savaş sırasında insanları yok etmek için yaptıkları bu sistemli işkence uygulamasının “savaş suçu“ sayılması gerektiğini belirtiyordu.



Soykırım



Fransız sömürgecilerinin barışçıl yollardan istenen ulusalcı taleplere karşı 1954´te başlattıkları bu savaşla birlikte, 1948 Soykırım Sözleşmesinin soykırım suçu olarak nitelediği olaylar hızla oluşmaya başlamıştır. Cezayirli gerillalar ile Fransız askerlerinin arasındaki savaşlar ülkenin her yöresine yayılmış, Fransızlar ise asker-sivil ayrımı yapmadan askeri operasyonlarda bulunmuşlardır. Bu esnada lüzumsuz olarak sivile yerleşim yerleri, hastaneler vs. hedef alınmış, bu soykırımlarda 1962´ye gelindiğinde en az 1.000.000 insan öldürülmüştür. Fransızlar sistemli soykırım uygulamaları çerçevesinde coğrafi alanları da yok etmeyi kurumsallaştırdılar ve 8.000 köyü yok ettiler. Kullanılan en modern silah ve gereçlerin neticesinde en az iki milyon Cezayirli köylü evlerini terk etmeye zorlandılar. Fransız sömürgecileri sadece savaşın en son yılı olan 1962 yılında en az 20.000 sivili öldürdüler. Fransızların sistemli yıldırma taktiklerinden bir tanesi de, 2,5 milyon Cezayirli sivili toplama kamplarına hapsetmek olmuştur. 3.000-3.500 Cezayirli sivil ise izine bir daha rastlanmamak üzere yok olmuştur. Daha sonraki yıllarda Cezayirli makamların yaptığı savaş hasar tespitleri çerçevesinde Tunus´a yakın bölgede Fransızlar tarafından işkence yoluyla öldürülen 300 Cezayirli´nin cesedi bulunmuştur.


 


<< Ana Sayfa
17:33:00
2011-12-22
Bu haber  2203  kere okundu Yazıcıya Yolla
Yorum Bulunmamaktadir
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir

Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
Tüm Hakları KASABA HABER'e Aittir. created by www.otuz9.com
Optimizasyon IE 5+ ve FF1+[ 1024 x 768 ] & Macromedia Flash © 2009 Tüm Haklari Saklidir. Izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilamaz.